18° Az bulutlu

Mehmet Emin Güreldi Yazdı: İstanbul Sözleşmesi Yaşatır mı?

YAZARLAR - Mart 24, 2021 12:42 A A

İstanbul Sözleşmesi Yaşatır mı?

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesinin yürürlükten kaldırılmasına farklı kesimler tarafından çeşitli eleştiriler yöneltildi. Bir kesim, aile yapısını bozduğu, kadını erkeği birbirine düşürdüğünü düşündüğü için kararı desteklerken, bir kesim ise katillerin artık özgür olacakları ve kadınların can güvenliğinin kalmadığını ileri sürerek karara karşı çıktılar.

Kararın kaldırılmasının ardından kadın kuruluşları, feministler ve çeşitli dernekler Türkiye’nin çeşitli yerlerinde düzenledikleri eylemlerle tepkilerini ortaya koyarken, konu hakkında fikir sahibi olmayan kesimi de el yazısı ve masum çizilmiş rengarenk boyanmış masum ve iç açan afişlerle, sözleşmenin maddeleriyle alakası olmayan cümlelerle etkileyip kendi saflarına çekmeye çalışıyorlar. Gelin bugün bu masum afişlerin dışına çıkıp kadın erkek eşitliği altında kadın üstünlüğünü sağlamanın bir adımı olan İstanbul Sözleşmesine bir göz atalım.

11 Mayıs 2011’de metni Avrupa Konseyi tarafından oluşturulan İstanbul Sözleşmesi, Mart 2019 itibarıyla 46 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalandı. Lakin bazı ülkeler zamanla sözleşmeden ayrıldı veya ayrılmaya çalışıyorlar. Bu 46 devlet arasında içinde İngiltere’nin de olduğu 11 ülke sözleşmeyi parlamentodan geçiremedi. Slovakya ve Macaristan onaylamayı reddetti. Polonya aile yapısını bozduğu gerekçesiyle çekilmek için yasal süreç başlattı. Hırvatistan şu an çekilmek istiyor. Kalan ülkeler arasında da kıyıda köşede kalmış bir sözleşme olarak duruyor. Peki neden?

Öncelikle İstanbul Sözleşmesi’ne gelene kadar ülkelerin kendi hukuk kuralları, sözleşme maddelerinin kadına şiddet ve insan haklarıyla ilgili maddelerini zaten karşılıyor. Hiçbir ülkede kanıtlanmış hiçbir şiddet ve cinayet olayı cezasız kalmıyor. Kadın erkek eşitliğine başta Medeni Kanun olmak üzere diğer hukuk maddelerinde de genişçe yer veriliyor. Özellikle Medeni Hukukta kadın erkek eşitliğine ilişkin kapsamlı maddeler yer alıyor. Kadının toplumdaki yeri, hakları vb. durumlara karşı maddeler, kadın erkek eşitliğini hukuk alanında yeterince karşılıyor. Ayrıca sözleşmenin içinde yer alan, iyi niyetli olan ama kötü emellere de hizmet etmeye müsait, taciz tecavüz olaylarında delil bulunamazsa kadının beyanının delil olarak kabul edileceği maddesi bulunuyor. Bu maddeyle bir kadın herhangi bir erkeğe iftira atarak erkeğin aleyhe delil bulamadığı taktirde cezalandırılması anlamına geliyor. Yani kadın bir ifadeyle bir erkeği rahatlıkla cezalandırabiliyor. Bu da yasalar önünde kadını erkeğin önünde tutmuş ve kadın erkek eşitliğine balta vurmuş bir madde olarak karşımıza çıkıyor.

Avukat Hatice kaynak bu maddeyi anlatırken bir örnek gösteriyor ve diyor ki, ‘’Bir kadın işe girdiği ilk gün patronu tarafından taciz edilmiş. Raftan bir şey almaya çalışırken patronu önce belinden tutup indirmiş, sonra zorla öpmeye çalışmış. Ofiste de onlardan başka kimse yokmuş nasıl kanıtlayacaksınız?  Sonra soruşturma başlatıldı delil bulunamadı. Beyanı esas alındı ve patronu cezalandırıldı.’’

Peki bu örnekteki kadın ya art niyetli biri olsaydı ve yüksek bir tazminat almak için bu iftirayı atsaydı, bu sözleşme kadının suçunu işlemesini sağlayan bir sözleşme olmayacak mıydı? Kıymetli okur maalesef o kadar masum bir ülkede yaşamıyoruz. Sadece nafaka almak için evlenip boşanan kadınlar var. Böyle kötüye kullanılabilecek bir madde için kurunun yanında yaş da yansın diyebilir miyiz?

Kadın erkek eşitliğini sağlamak için öncelikle yapılması gereken şiddet olaylarının ve cinayetlerin kadın erkek bazında sınıflandırılmasının önüne geçilmesidir.

Kadın erkek eşitliğini savunan herkes kadın haklarıyla beraber erkek haklarını da savunmalıdır.

2018 yılında ne yazık ki 440 kadın cinayete kurban gitti. 2019 yılında 414 kadın.

Peki bu yıllarda cinayete kurban giden erkek sayılarından bahsedildi mi? Hayır. Ama gelin bir bakalım bu sayılara. 2018 yılında 942 erkek, 2019 yılında ise 629 erkek maalesef cinayete kurban gitti. 2020 yılında öldürülen erkek sayısı kadın sayısının 12 katı.

Peki bugün kadın erkek eşitliğini savunan kaç kişi bu sayılardan bahsetti? Kaç kişi bu insanların haklarını aradı? Aralarından kaç kişi Twitter’da  etiket oldu? Elcevap: 0

İstanbul sözleşmesi taraftarlarının bir kısmı ve feminist gruplar istemeden de olsa kadına şiddet, kadın cinayetleri diyerek odağı belli bir noktaya çekip diğer şiddet ve cinayet olaylarını normalleştirdiler. Bu ülkede sadece kadınlar öldürülmüyor. Kadınlar şiddete maruz kalmıyor. Sanayide çalışan bir çırak da yoldaki bir şoför de görevini yapan asistan doktor da öğretmen de öğrenci de… Toplumun her yerinde şiddet olayları oluyor. Bizim görevimiz sadece bir kesime karşı gerçekleşen haksızlıkları değil, toplumun tamamında boy gösteren olaylara, insan hakları savunucuları olarak karşı çıkmaktır. Kadına şiddet önlendiği zaman şiddet olayları tamamen bitmeyecek, kadın cinayetleri bittiği zaman silahlar, bıçaklar yok olmayacaktır.

Şiddetin, cinayetin ve her türlü suçun cezasının belli olduğu bir hukuk sistemimiz var. Delillerle sabit hiçbir olayın faili serbest bırakılmıyor gereken ceza veriliyor. Bugün Denizli’de çatıdan ip sarkıtarak girdiği evde eşini öldüren E.K serbest bırakılmadı. Deliller dahilinde hemen tutuklandı ve cezaevine gönderildi. Bu örnekle sosyal medyada, artık isteyen herkes kadın öldürüp rahatça dolanabilecek çünkü artık İstanbul Sözleşmesi yok ve kadınları koruyan bir mecra kalmadı, kadınların hiçbir garantisi kalmadı gibi akılsızca ve ahmakça yapılan paylaşımların çürüdüğünü görüyoruz. Bir sözleşme olmadan da kadın cinayetlerinin faillerinin tutuklandığını ve cezaevinde gönderilebildiğini, bu ülkedeki kadınların haklarını 2011 de almadığını ve cumhuriyet tarihi boyunca delille sabit işlenen suçların cezasız kalmadığını görüyoruz. Kısacası içinde açıklar bulunduran ve istismar edilebilecek maddeleri olan İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması faillerin serbest kalmasını sağlayan bir adım değildir. Faillerin ellerine silah veren bir adım değildir. Faillerin ellerini kollarını sallayarak işledikleri cinayetlerin ardından onlara ‘’Aferin evladım’’ demek adına atılmış bir adım değildir. İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması kadına şiddeti meşrulaştıran bir adım değildir. İstanbul sözleşmesi yargıyı sağlayan anayasa maddesi değildir.

Kadına şiddete değil şiddete, kadın cinayetlerine değil cinayetlere karşı olmak ortak sorumluluğumuzdur. Öldürülen bir kadın için nasıl sesimizi çıkarıyorsak, öldürülen bir erkek için de çıkarmalıyız. Bir şiddet olayına şahit olduğumuz zaman elimizden geldiği kadar engel olmaya çalışmalıyız. Bu bizim insanlık vazifemizdir.

Haftanın Sözü: Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi insanlar değer verir; Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür. – Hz. Muhammed (s.a.v)

Haftanın Filmi: Jagten (2012) IMDb: 8,3/10

Boşanma süreci sonrası zor günler geçiren ve hayatını düzene sokmaya çalışan Lucas, bir yalan sonucu tüm kasaba için hedef haline gelir. Fiziksel ve sözlü şiddete maruz kalan Lucas için masumiyetini kanıtlamak hiç de kolay olmayacaktır…

Saygılarımla…

Mehmet Emin Güreldi 24/03/2021

 

 

 

 

YAZARLAR - 12:42 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HABER LİSTESİ

  • 01
    Tokat’ta Üretilecek 26 Ülkeye İhraç Edilecek
    TOKAT’TA ÜRETİLECEK 26 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLECEK! Tokat Organize Sanayi Bölgesinde 150 Milyon Dolarlık yatırımla Modüler Prefabrik Üretim Merkezi kuruluyor. Yaklaşık 500 kişinin istihdam edileceği üretim merkezinde üretilen prefabrik ürünler 26 ülkeye ihraç edilecek. Tokat’a yatırım yapacak olan DMT Modüler Prefabrik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Aydoğan, Yönetim Kurulu Üyeleri Burak Aydoğan ve Ahmet Aydoğan Tokat […]
  • 02
    Halil İbrahim Sezer: Kağıt Bardak
    Kağıt bardak Bugün karşılaştığım güzel bir yazıyı siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim. Belki birçoğunuz benden önce bu hikayeyi okumuşsunuzdur, ama hatırlatmakta fayda var diye düşünüyorum. Neyse, lafı fazla uzatmadan hikayeye geçeyim Bizim Nasreddin Hoca çok önceden söylemişti ama hatırlatalım… Eski bir bakandan bir konferansta konuşma yapması istenmişti. Elinde kağıt kahve bardağı ile kürsüye çıktı ve […]
  • 03
    Zeynep Naz Çiçek Kicks Boks Şampiyonasından Madalyayla Döndü
    Yaşamboyu Spor Külübü sporcusu Zeynep Naz Çiçek daha önce kazandığı başarılarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda Zeynep Naz Çiçek Türkiye üçüncüsü oldu. 60 kg Genç Point Fighting branşında maça çıkan Yasamboyu Spor Kulübü sporcusu Zeynep Naz Çiçek 1-9 Temmuz 2024 tarihleri arasında Konya Karatay Fuar ve Kongre Merkezi yapılan Türkiye Kick Boks turnuvasında […]
  • 04
    Fatih Kaplan: Siyaset Kazanı Kaynarken Beklenen Kişi Ağıralioğlu’mu?
    Siyaset kazanı kaynıyor Millet son zamanlarda Hükümetin ekonomik programlarından, muhalefetin tutarsızlığından, sağ muhalefetin için düştüğü çıkmazdan, aile kavramının gittikçe ağırlaşan hem yaşam hem de sosyal boyuttaki çıkmazlarından ve yarına dair umutlarının suya düşme endişesinin depreştiği bugünlerde siyasi atmosferi gözümüzün önünde yeniden şekillenmesini kaçırıyoruz. Bu duruma gelmesinde son iki seçimin sonuçları iyi okunmalı. Özellikle son yerel […]
  • 05
    Ayten Turan Yazdı: Cihet Beldesine Mercekten Bakış
    CİHET BELDESİNE, MERCEKTEN BAKIŞ 1522 Tarihinde Çeged 1928 Kayıtlarında Ceget sonra ki dönemlerde dilimize Ceğet olarak kalan, Tokat’taki birçok köy isimlerinin Rum ve Osmanlıca ya da Arapça olduğu gerekçesiyle, köyün diğer isimleriyle aynı Türkçe manada olan bugünkü, ismi Cihet, yani YÖN anlamına gelen kendi köyümü mercekten bakarak kaleme almak istiyorum. Herkesin köyü kendine güzeldir, iyisi […]