16° Açık

Halil İbrahim Sezer: İyilik Her İnsanı İyileştirmez

YAZARLAR - Ocak 5, 2024 19:43 A A

İYİLİK HER İNSANI İYİLEŞTİRMEZ

“Mütevazılık falan hiçbir zaman gerçek bir üst değer olmamıştır bizde,

Bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız,

Saygı hemen azalmaya başlar, hissedersiniz” diyor

Nuri Bilge…

İyi niyetin ve samimiyetin bizim toplumumuz kadar hor görüldüğü, yanlış anlaşıldığı başka bir toplum daha var mıdır bilemiyorum. Herkese iyi olmaya, adil olmaya çalışarak saygınlık ve sevgi kazanmanız mümkün olmuyor. Aksine her iyi niyet diğerinin gözünde senden bir şeyler eksiltiyor. Senin iyi niyetin ezildiği gibi seni hor görmesine de neden olup zayıflık ve acizlik olarak algılanıyor.

“İyilik yapma, görevin olur” demiş büyükler…

İyi niyetle yapılan her şey vasat insanlar tarafından suistimale açıktır bizde…

Hele ki bu bedavaya sunulan hizmetse…

Yaptığınız hiçbir şeyin değeri ve kıymeti yoktur. Kendinizden verdiğiniz ödün kendinize zarar olarak döner.

İyilik her zaman iyilik değildir yani…

İyiliğin iyilik olması için karşıdaki kişinin bunu anlayabilecek alt yapısının olması gerekir. Sizin verdiğiniz öz verinin ve değerin takdirine açık değilse, değer nankörlük olarak karşınıza dikilir…

Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Dostoyevski, hapishane hayatından önce insanları tanıdığını düşündüğünü, ama yanıldığını ancak hapis yıllarında anladığını belirtir. “Kara Halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra, insanları çözümlemeye ve iç dünyalarının derinliklerine inmeye başlar. Pavlow ‘un köpeği deneyi misali, hapishanedeki bir köpeğin, yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşamayı dener. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.

Bu bize kimi insanlarında iyiliği ve şefkati gördüğünde ona uyum sağlamakta zorlanacağını gösterir.

“Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer” der…

 

Toplum içinde birçok insan Dostoyevski’nin köpeğindeki anlatımı gibidir. Yani iyilik, sevgi, ilgi gibi olumlu duygulara olumlu karşılık vermeyi beceremezler. Hatta iyi bir muameleyle karşılaşmak onu daha kötü yapar. Sevdikçe nankörlerşen, değer verdikçe hadsizleşen, tahammül ettikçe çirkefleşen, güvendikçe yanıltan, çabaladıkça vefasızlaşan insanlarla doludur biz toplumumuz.. O nedenle herkese eşit davranış, eşit muamele hayal kırıklığı yaratır. Kendinize göre gayet insani yaklaşımınız, ortalama bir iyilik anlaşışınız bile, bunu anlamaz insanlar için kötüye kullanıma sebeptir. Hatta senin iyi niyetini referans göstererek arkandan tonla iş çevirir…

İyilik pragmatik beklentiler için yapılmaz o ayrı bir konu.

İyilik, toplumsal normlarda, gelenek-göreneklerde ve tüm din kitaplarında, insanlığın edinmesi gereken doğru bir vasfı olarak öğretilse de iyi olmanın bu kadar kötüye kullanıldığı bir dönemde iyiler genelde takdir değil sorun yaşarlar. Yani kimse yüceltmez iyi olanı… Siz kendinizi sıkıntıya sokacak biçimde birisine yardım için uğraşsanız bile o kişi bunu zayıflık olarak görüp en kıza zamanda size dirsek çevirmekten hicap duymaz.

Hak ettiği kadar, gerektiği kadar ve en önemlisi de takdir edildiğini kadar iyi niyetli olmak elzemdir… Çünkü sömürücü ve kullanıcı olanlar, iyilik yapan insanın iyiliklerini bir süre sonra iyilikten çok “olması gereken, sıradan, rutin” olarak görürler. O nedenle iyilikbilmez birine elinizi verirseniz, kolunuzu koparabilirler.

Özetle iyilik her insanı iyileştirmez, çoğunu biraz daha nankör yapar, kime ne verdiğinize dikkat etmeniz dileğiyle…

Selametler

Halil İbrahim Sezer

 

 

 

 

YAZARLAR - 19:43 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

HABER LİSTESİ

  • 01
    Tokat’ta Üretilecek 26 Ülkeye İhraç Edilecek
    TOKAT’TA ÜRETİLECEK 26 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLECEK! Tokat Organize Sanayi Bölgesinde 150 Milyon Dolarlık yatırımla Modüler Prefabrik Üretim Merkezi kuruluyor. Yaklaşık 500 kişinin istihdam edileceği üretim merkezinde üretilen prefabrik ürünler 26 ülkeye ihraç edilecek. Tokat’a yatırım yapacak olan DMT Modüler Prefabrik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Aydoğan, Yönetim Kurulu Üyeleri Burak Aydoğan ve Ahmet Aydoğan Tokat […]
  • 02
    Halil İbrahim Sezer: Kağıt Bardak
    Kağıt bardak Bugün karşılaştığım güzel bir yazıyı siz değerli okurlarımla paylaşmak istedim. Belki birçoğunuz benden önce bu hikayeyi okumuşsunuzdur, ama hatırlatmakta fayda var diye düşünüyorum. Neyse, lafı fazla uzatmadan hikayeye geçeyim Bizim Nasreddin Hoca çok önceden söylemişti ama hatırlatalım… Eski bir bakandan bir konferansta konuşma yapması istenmişti. Elinde kağıt kahve bardağı ile kürsüye çıktı ve […]
  • 03
    Zeynep Naz Çiçek Kicks Boks Şampiyonasından Madalyayla Döndü
    Yaşamboyu Spor Külübü sporcusu Zeynep Naz Çiçek daha önce kazandığı başarılarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye Kick Boks Şampiyonası’nda Zeynep Naz Çiçek Türkiye üçüncüsü oldu. 60 kg Genç Point Fighting branşında maça çıkan Yasamboyu Spor Kulübü sporcusu Zeynep Naz Çiçek 1-9 Temmuz 2024 tarihleri arasında Konya Karatay Fuar ve Kongre Merkezi yapılan Türkiye Kick Boks turnuvasında […]
  • 04
    Fatih Kaplan: Siyaset Kazanı Kaynarken Beklenen Kişi Ağıralioğlu’mu?
    Siyaset kazanı kaynıyor Millet son zamanlarda Hükümetin ekonomik programlarından, muhalefetin tutarsızlığından, sağ muhalefetin için düştüğü çıkmazdan, aile kavramının gittikçe ağırlaşan hem yaşam hem de sosyal boyuttaki çıkmazlarından ve yarına dair umutlarının suya düşme endişesinin depreştiği bugünlerde siyasi atmosferi gözümüzün önünde yeniden şekillenmesini kaçırıyoruz. Bu duruma gelmesinde son iki seçimin sonuçları iyi okunmalı. Özellikle son yerel […]
  • 05
    Ayten Turan Yazdı: Cihet Beldesine Mercekten Bakış
    CİHET BELDESİNE, MERCEKTEN BAKIŞ 1522 Tarihinde Çeged 1928 Kayıtlarında Ceget sonra ki dönemlerde dilimize Ceğet olarak kalan, Tokat’taki birçok köy isimlerinin Rum ve Osmanlıca ya da Arapça olduğu gerekçesiyle, köyün diğer isimleriyle aynı Türkçe manada olan bugünkü, ismi Cihet, yani YÖN anlamına gelen kendi köyümü mercekten bakarak kaleme almak istiyorum. Herkesin köyü kendine güzeldir, iyisi […]